Özel sektörün ne üretebildiğinin farkında değil

'Haberler' forumunda antalyakobi tarafından 22 Mayıs 2016 tarihinde açılan konu

  1. antalyakobi

    antalyakobi Kobi İş Danışmanlığı Site Yetkilisi

    ‘Kamu, Türkiye’de özel sektörün ne üretebildiğinin farkında değil’. Kamu Alımlarında Sanayi İşbirliği Programı Konferansında buluşan kamu ve özel sektör temsilcileri konuyu etraflıca tartıştı. Konferansta, KOSGEB’in yerli ürün tercih ederek sadece bir ihalede Ar-Ge desteği kadar kâr ettiği vurgulandı.

    ANKARA - Yüksek teknolojili kamu alımlarında, yerli sanayiye iş payı verilerek, iş yapabilme yeteneği ve teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesine yönelik teknoloji transfer mekanizması olarak tanımlanan Sanayi İşbirliği Programı (SİP), kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla Ankara Ticaret Odası salonunda düzenlenen toplantıda ele alındı. Kamu ve özel sektör temsilcilerinin yer aldığı ve aralıksız 9 saat süren çalıştayda, SİP’in Türk sanayinin gelişmesi için çok önemli mekanizma olduğu, ancak bunun bir an önce uygulamaya geçirilmesi gerekliliği gündeme geldi. SİP kapsamında alım yapmak isteyen kamu kurumlarının her birinde ayrı ayrı alım komisyonu kurulması zorunluluğunun sistemde sıkıntı yaratacağı kaydedildi.

    163455.jpg

    Toplantıda gündeme gelen en çarpıcı konulardan bir tanesi kamu kurumlarının Türkiye’deki yerli üreticilerin genellikle tam olarak ne ürettiği-üretebildiği hakkında bilgi sahibi olmadıkları tespiti oldu. Mevcut mevzuat uyarınca kamuda 40 bin liralık binek araç alımlarında mutlaka yerli üretim şartı aranmasına rağmen, 1 milyon liralık iş makinesi alımında herhangi bir zorunluluk bulunmaması bir çelişki olarak nitelendirildi. SİP uygulaması için belirlenen 10 milyon liralık alım sınırı çok yüksek bulundu.

    ODTÜ Teknokent’te bir firmanın girdiği Sağlık Bakanlığı ihalesinde, kamu harcamasını 20 milyon eurodan 6 milyon euroya düşürmesiyle ilgili başarı örneği dikkat çekerken, insiyatifin bürokratlara bırakılmasının sistemin ölü doğmasına yol açacağı uyarısında bulunuldu.

    Toplantıda öne çıkan bir başka konu ise kamu alımlarına katılan yabancı sermayeli şirketlerden, yerli üretim veya ortak şartı istenmesinin, bu şirketlerin fiyatlarını yükseltmesine yol açtığı ve bunun da maliyetleri artırabileceği tespiti yapıldı. Toplantıda, SİP’in avantaj ve dezavantajları geniş şekilde ele alınırken, sürecin daha sağlıklı işlemesi için de çözüm önerileri ortaya konuldu. Açılış oturumunda yapılan protokol konuşmalarının ardından, İstanbul Ticaret Üniversitesi öğretim üyesi ve gazetemiz yazarlarından Prof. Dr. Murat Yülek’in yönettiği ilk oturumunda kamu kurumlarının temsilcileri konuştu. Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın yönettiği 4 ayrı oturumda ise SİP uygulamaları kamu ve özel sektör temsilcileri tarafından tartışıldı.

    PROF. DR. MURAT YÜLEK:

    “Yerli üretim kurumsallaşmış sistematik hırsla artar”

    Sanayileşme çok uzun bir süreç. Gelişmiş ülkeler sanayileşmesini 200-250 yılda anca tamamlamış. Bana göre yerli isteklilere yönelik yüzde 15’lik fiyat avantajının uygulanması zor. İşletmelerin sıkıntısı maliyet değil, tercih edilirliktir. Yerli üretimin artması kişisel istek ve hırsla olmaz, kurumsallaşmış sistematik hırs olması lazım. Uygulamada başarı sağlanması için kamu kurumlarına zorunluluk getirilmelidir. Yani herkes canının istediği gibi alım yapmaya devam ederse iş çok zor.

    KALKINMA BAKANLIĞI İKTİSADİ SEKTÖRLER VE KOORDİNASYON GENEL MÜDÜR EMİN SADIK AYHAN:

    “Kamuda farkındalık oluştu”

    Teknolojinin etkin kullanılmasını istiyorsak, uzun dönemli kararlılığa ihtiyaç var. Bugün kamuda uzun dönemli planlama ile ilgili farkındalık oluşmuş durumda. Bugün önümüzde 106 hızlı tren alımını içeren 10.3 milyar liralık yatırım projesi var. Burada şunu belirtmek lazım ki kamunun ihtiyaçları çok farklı. Yani her ihtiyaç aynı yöntemle çözülemez. Bugün sağlık yatırımları, kentsel dönüşüm, yerel yönetimlerin otobüs ve ulaşım ihtiyaçları, yani hepsi çok farklı noktadalar.

    İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ RAYLI SİSTEMLER DAİRE BAŞKANI DURSUN BALCIOĞLU:

    “Raylı sistem 2019’a kadar 450 km’ye çıkacak”

    Biz yerli üretimin desteklenmesi konusunda çok önemli adımlar attık. İstanbul’da bugün 6 tane raylı sistem hattı için ihale ilanına çıkılmış durumda. 70 kilometrelik metro hattı ve ayrıca havaray hattı için kısa sürede ihaleye çıkacağız. 2019 yılı sonuna kadar 450 kilometrelik raylı sisteme ulaşacağız, 2040 yılı için ise 1000 km’ye ulaşmayı planlıyoruz.

    OSTİM BAŞKANI ORHAN AYDIN:

    “Bakanlık ekipman alımını toplu yaparsa maliyet çok düşer”

    Biz Ankara’da raylı sistemlerin yerlileştirilmesi konusunda çok uğraştık. Birçok kamu kurumundan olumsuz cevap aldık. Hatta yabancılar katılmazsa fiyatlar yüksek olur derken, sonunda kabul ettirdik ve 1 milyar liralık iş 490 milyon liraya kadar indi. Güneş enerjisi yatırımlarında Tarım Bakanlığı üreticilere makineleri almaları halinde destek vereceğini söylüyor. Bu desteği vermek yerine bakanlık kendisi toplan alım yapsa, kritik parçaların da Türkiye’de üretilme olasılığı ortaya çıkar.

    ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI YENİLENEBİLİR ENERJİ DAİRE BAŞKANI SABAHATTİN ÖZ:

    “Ekipman üretiminde 2017 sonuna kadar yüzde 100 yerlilik yakalanır”

    Enerji sektöründe artık kamu alımı yok, alımlar özel sektör tarafından yapılıyor. Ancak özel sektör, işlerinde yerli malzeme kullanırsa ek teşviklerden yararlanıyor. 2017 yılı sonuna kadar yenilenebilir enerji yatırımlarında, PW modülleri, kanat, kule, türbin gibi parçalarda ekipmanların yüzde 100’ünün Türkiye’den sağlanmasını istiyoruz. Ancak bugün yerli üreticilerin hangi ürünü üretebileceğini bilmiyoruz. Ancak burada bürokrattan çok şey beklemememiz gerekiyor, çünkü onlar mevzuata uygun hareket ediyor.

    SAĞLIK YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, YATIRIM MODELLERİ DAİRE BAŞKANI ZÜFER ASLAN:

    “KOBİ’lere de iş payı verilecek”

    Sağlık sektöründe Türkiye’de üretimi olmayan konularda SİP uygulanacak. Asgari yüzde 30 yurtiçi katkı şartı aranacak. Ayrıca KOBİ’lere de iş payı istiyoruz. Bugün Türkiye’de üretimi olmayan sanayiyi de 4 ayrı kategoriye ayırdık. Kısacası bütün altyapıyı biz hazırladık. Şimdi artık ürün bazında ihaleler hazırlanıyor. Türkiye’deki firmaların yetkinliğini çalıştık, yani bizim sektörümüzde ne kadar neyi yapabileceklerini biliyoruz.

    ODTÜ TEKNOKENT GENEL MÜDÜRÜ MUSTAFA KIZILTAŞ:

    “Sağlık Bakanlığının 20 milyon euroluk harcaması 4 milyona düştü”

    Sağlık Bakanlığı’nın açtığı bir ihalede, İsviçreli firma 540 bin euro teklif verdi. Aynı ihaleye ODTÜ Teknokent’ten de bir firma girince, İsviçreli firma teklifi ni 180 bin euroya kadar indirdi. Ancak bizim firma ihaleyi 190 bin euroya aldı. Böylece Sağlık Bakanlığı’nın 20 milyon lira yapacağı harcama, 6-7 milyon euroya indi. İhaleyi kazanan firma bugün ihracat yapmaya başladı. Başka bir hesapla, KOSGEB’in bir yılda Ar-Ge için verdiği desteklerin tamamı bu ihale ile bu şirket tarafından karşılanmış oldu.

    KALKINMA BAKANLIĞI SANAYİ POLİTİKALARI DAİRE BAŞKANI BİLAL TEK:

    “Her kurum SİP için bir komisyon oluşturmak zorunda”

    Sanayi İşbirliği Programı konusunda uygulama lazım. Yani sadece mevzuatı olup da uygulaması olmayan bir yapı haline gelmemesi gerekiyor. SİP’e herkesin ihtiyacı var ama uygulamada hızlı davranmalıyız. Bugün SİP kapsamında alım yapmak isteyen kamu kurumlarını öncelikle kendi bünyesinde Sanayi Geliştirme Komisyonu oluşturması gerekiyor.

    OSTİM MEDİKAL KÜME KOORDİNATÖRÜ BORA YAŞA:

    “1987 yılında yaşanan sorunlar bugün de değişmedi”

    1987 yılında medikal sektörüyle ilgili TBMM tutanaklarını okurken, bugün burada konuşulan sorunların aynısının orada da yazdığını gördüm. Dünyada sektörün yüzde 90’ını 10 firma kontrol ediyor. Yerli teknoloji yatırımlarının desteklenmesi için alımlarda uygulanan 10 milyon dolarlık sınır çok yüksek. Bunun düzeltilmesi gerekiyor.

    OSTİM İŞ VE İŞ MAKİNELERİ KÜMELENME KOORDİNATÖRÜ FEVZİ GÖKALP:

    “250 milyar dolarlık yatırım yerli üretim için önemli avantaj”

    Geçen yıl Türkiye’de 1 milyar dolar tutarında 11 bin 500 iş makinesi satılmış. Mevcut planlamalara göre 2023 yılına kadar karayolu, deniz yolu ve hava alanlarıyla ilgili 250 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor. Bu durumda yerli üreticilere de büyük potansiyel doğuyor, bu şansın iyi değerlendirilmesi gerekiyor.

    SAVUNMA SANAYİ MÜSTEŞARLIĞI SANAYİ DAİRE BAŞKANI BİLAL AKTAŞ:

    “TAI ofset ile başladı bugün ihracatçı”

    AB, korumacılık kapsamında kota ve gümrük vergileri aracılığıyla ayarlama yapıyor. Bugün serbest ticaret anlaşmalarıyla ilgili “Pazar mı oluyoruz, pazar mı buluyoruz?” diye tartışılıyor. Türkiye’de TAİ F16 off seti ile kurulurken, bugün çok iyi noktalara geldi ve artık özgün helikopter tasarlamaya aşamasındayız. Hatta bazı ürünleri de ihraç etmeye başladık.

    MALİYE BAKANLIĞI KAMU ALIMLARI KOORDİNASYON DAİRE BAŞKANI YÜCEL SÜZER:

    “Zorunluluk yabancı şirketlerin fiyat yükseltmesine yol açabilir”

    Maliye Bakanlığı bünyesinde, kamu alımlarıyla ilgili sorumlu kuruluş olarak 2009 yılında daire başkanlığımız kuruldu. AB’da kamu alımlarını dışarda tuttuğunuzda kamu alımlarının GSMH içindeki oranı yüzde 13 düzeyinde olduğunu görüyoruz. Bu oran Hollanda’da ise yüzde 20 civarında. Bugün AB, üye ülkeler lehine ayrımcılık uyguladığı gibi, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yönelik avantajlar da sağlıyor. ABD’de ise Buy Amerika programı kapsamında 3 bin doların üzerindeki alımlarda yabancı sermayenin işçilik oranı yüzde 51’i geçemiyor. Hatta bazı sektörlerde yüzde 60’a kadar çıkıyor. Bugün yabancı sermayeli şirketlerden teknoloji getir diye taviz istiyoruz, ancak pratikte yabancı şirketler bunu fiyatlarına yansıttığı için uygulama kamuya yük getirebilir.

    DMO GENEL MÜDÜR YARDIMCISI EKREM CANDAN:

    “Kamu idarelerine bırakılan yetki sistemin ölü doğmasına yol açar”

    Kamuoyunda yanlış bir anlayış var. Biz DMO olarak Kamu İhale Kanunu’na tabi değiliz. Komisyon oranlarımızın yüksek olduğundan şikayetler geliyor ama Hazine’nin belirlediği karlılık hedefleri var. Hiçbir kamu kurumu bizden alım yapmak zorunda değil. Ana statümüz en ekonomik şekilde alım yapmamızı şart koşuyor. Biz aslında merkezi satın alma kuruluşuyuz, alıcı ile satıcı arasında köprüyüz, yani tüccar gibiyiz. Bizim görev alanımızda yerli sanayinin desteklenmesi gibi bir tanım yok. Bugün kamunun binek taşıtlarıyla ilgili yerli araç zorunluluğu varken, iş makinelerinde, kamyon, otobüslerde herhangi bir sınırlama yok. Başka bir ifade ile 30 bin liralık aracı yerli almak zorundayken, 1 milyon liralık kamyon, iş makinesi, otobüs, çekici gibi ürünlere yönelik sınır uygulanmıyor. KOSGEB ile katalog hazırlanması konusunda bir protokol imzaladık. DMO’nun yerli ürünlere fiyat avantajı uygulayabilmesi için ana statünün değişmesi lazım. SİP’de kamu idarelerine bırakılan takdir yetkisi sistemin ölü doğmasına yol açıyor, bana göre her yatırım için ayrı bir SİP oranı belirlenebilir. Uygulama aşaması sadeleştirilebilir.


     

Bu Sayfayı Paylaş