Taahhüdü İhlal Suçu Nedir Ne Yapılmalıdır?

'Bilgi Paneli' forumunda antalyakobi tarafından 14 Ocak 2016 tarihinde açılan konu

  1. antalyakobi

    antalyakobi Kobi İş Danışmanlığı Site Yetkilisi

    Borcu olan kişi, özellikle borçlu işletme sahiplerini yakından ilgilendiren konuların başında gelen taahhüdü ihlal konusunda neler yapılabilir?

    Kamuoyunda sıkça duyulan fakat içeriği bilinmeyen bu suçu açıklamaya çalışıp kanaatimize göre olması gerekenleri sıralayacağız. 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 111. maddesi icra takibi yapıldıktan sonra alacaklının satış talebinden önce borçlunun borcunun taksitle ödemeyi vaat etmesini düzenlemiştir. (haciz işleminden önce ve sonra) Bu şekilde yapılan vaat için muntazam taksitlerle ödeme taahhüdü ve ilk taksitin derhal verilmesi gerekmektedir. Bu şekilde bir taahhüt verilmesi halinde icra işlemleri derhal durur (satış vs.) Bu sözleşmeyle birlikte haciz isteme süreleri de durur. (on yıla kadar)

    736749.jpg

    İşte yine aynı kanunun 340. maddesi bir taahhüt bulunması ve makbul bir sebep olmaksızın bu ödemeyi ihlal eden borçlunun, “alacaklının talebi halinde” 3 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılabileceğini öngörmektedir. Yani taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ortada önce geçerli bir taksit sözleşmesi olacak (alacaklı, borçlu ve icra müdürü imzalı) ve borçlu da taksitinin ödeme vakti gelmesine rağmen makbul bir sebep olmadan bu borcunu ödememiş olacaktır. İşte bu durumda alacaklıya bir şikayet hakkı doğmakta ve şikayet üzerine borçlu 3 aya kadar (borcunun tamamını/taksit miktarını ödeyene kadar) hapisle tazyik edilebilmektedir.

    Yukarıda bahsi geçen hapisle cezalandırma suçu bir kereye mahsus bir suç değildir. Yani borçlunun her ihlal ettiği taksit vaadi mucibince alacaklı hapis isteminde bulunabilecektir. Bu sefer de kamuoyunun gündemine borç yüzünden hapse girmenin haklılığı tartışılır hale gelmiştir. Zaten maddi durumu elvermediği için taksidini ödeyemeyen borçlu bu sefer de hapse atılmakta borcunu ödemesi neredeyse imkansız hale gelmektedir. Aynı durum çek konusunda vardı ve bu konu halledildi.

    Ama madalyonun bir de diğer yüzü var. Önceki yazımızda da belirttiğimiz üzere artık ev eşyasının haczi neredeyse hayal oldu. Alacaklı da bu sefer hakkettiği alacağını tahsil konusunda sıkıntı yaşamaya başlayacaktır. Elinde halihazırda borçluyu hapisle zorlayarak tahsil etme gibi bir imkanı vardır ve bu sayede bazen alacaklarını -borçlu hapisten kurtulmak için ödemeyi yaparsa- tahsil edebilmektedir. Her ne kadar kanun koyucu zayıfın yanında olmalı ise de her borçlunun zayıf olduğu iddia edilemeyecektir. Kanundaki her madde borçluyu korumaya yönelirse bu kez de alacaklı zayıf duruma düşecektir. Bunun kabulü halinde de kimsenin kimseye borç vermemesi kaçınılmaz olacaktır. Diğer taraftan silahların eşitliği ilkesince de alacaklının elinden alınan ev eşyası haczindeki zorluklar gözetildiğinde bu maddenin yürürlükte kalması alacaklı açısından yararlı olacaktır.

    Bu maddenin kaldırılmasını savunan kişilerce de, bir şahsın borcu yüzünden hapisle cezalandırılması insan haklarına aykırı görülmektedir. Hele bir de 2 senenin altında hapis cezası alanların bile hükmün açıklanması geriye bırakılırken; maddi imkansızlığı yüzünden borçlunun 3 ay gibi uzunca bir süre hapse girmesi kafalardaki soru işaretlerini silememektedir.

    Şu anda taahhüdü ihlal suçunun hapisle tazyik yerine idari para cezasına dönüştürülmesi yönünde bir kanun teklifi var ama zaten borcunu ödememiş borçlu bu para cezasını nasıl ödeyecek eleştirisi getiriliyor. Bakalım kanun koyucu nasıl bir yol gözetecek. Alacaklının elindeki en büyük kozu mu alacak, internet ortamında forumları doldurup taşıran borçluların yakarışlarına sırt mı çevirecek? Bunu zaman gösterecek…

    Bildiğiniz üzere bir borç ilişkisinde borçlunun borcunu ödememesi halinde -en kısa yöntem olarak- alacaklı tarafından İİK gereğince icra takibi yapılmaktadır. Bu icra takibi sonrasında da borçlu borcunu öderse sorun çıkmamakta fakat borç ödenmezse alacaklı tarafından haciz yollarına başvurulmaktadır. Hukukumuzda borçlunun (eski hukuk sistemlerindeki gibi) borcunu ödeyinceye kadar hapisle cezalandırılması diye bir müessese yoktur. Fakat İİK istisnai olarak bazı durumlarda hapis cezasını öngörmüştür. Bunlara örnek verecek olursak;

    İİK 76 gereğince mal beyanında bulunmayan borçlu (alacaklının talebiyle),

    İİK 331 gereğince alacaklıyı zarara uğratmak kastıyla belirli hareketleri yapan borçlu, haciz yolu ile takipten sonra kasıtlı olarak aciz durumuna düşen borçlu,

    İİK 333 gereğince iflas idaresinin veya alacaklının oyunu değiştirmeye çalışan ve bundan menfaat elde eden kişi, ticaret şirketlerinde yönetici konumda olup da alacaklıları zarara uğratma kastıyla/taksirle hareket eden kişi,

    İİK 334 gereğince alacaklıları aldatmaya/zaman kazanmaya yönelik davranışlar sergileyen borçlu,

    İİK 335 gereğince üzerinde hapis hakkı bulunan eşyayı kaçıran/gizleyen borçlu/kiracı ile tahliye etmesi gereken konuta kasıtlı olarak zarar veren KİRACI,

    İİK 337 gereğince mal beyanında bulunmayan/beyanda malını eksik gösteren/aktifindeki mal yerine aldığı malı göstermeyen ya da beyandan sonra bu mallar üzerinde tasarruf eden borçlu,

    İİK 338 gereğince kendisinden istenen beyanı gerçeğe aykırı yapan borçlu, aciz vesikası alınmış olmasına rağmen asgari ücretten fazla bir kazanç elde edip bunun üzerini borçluya teslim etmeyen borçlu,

    İİK 339 gereğince sonradan kazandığı malları beyan etmeyen borçlu,

    İİK 340 gereğince İCRA TAAHHÜDÜNE UYMAYAN BORÇLU,

    İİK 341 gereğince çocuk teslimine uymayan veli,

    İİK 342 gereğince alacaklıya teslim edilmiş taşınmaz/gemiye haklı bir sebep olmaksızın giren borçlu,

    İİK 343 gereğince yalnız kendisi tarafından yapılacak bir işi yerine getirmeyen, irtifak kurması/kaldırması gerekirken bunu yapmayan borçlu,

    İİK 344 gereğince NAFAKA borcunu ödemeyen borçlu (alacaklının talebiyle),

    İİK 345 gereğince idare ve temsille görevli olup şirketin iflasını istemeyen kişiler ile ihalede menfaat karşılığı açık artırmadan çekilen kişiler, ile ilgili olarak fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 AY her halde olay tarihinden itibaren 1 YIL içerisinde şikayet edilmezse şikayet hakkı düşer.

    Bu sebeple yukarıdaki fiillerden birini işlemiş olmanız halinde (konumuzda taahhüdü yerine getirmediğiniz takdirde) bu sürelerin geçip geçmediğini incelemek gerekir.

    Önceden bu cezaların ertelenemeyeceği, para cezası veya başkaca bir tedbire çevrilemeyeceği yönündeki 352/a hükmü 2005 yılında kaldırılmıştır.

    Mahkemece verilen bu kararlara ise tefhim (kararın yüzünüze karşı okunması – yani karar anında duruşma salonunda idiyseniz) veya tebliğ tarihinden itibaren 7 gündür. Bu süreyi geçirince de itiraz süreniz düşer. Büyük bir yerleşimde iseniz kararı veren mahkemeden numara olarak bir büyük mahkemeye (Misal kararı Ankara 1. İcra Mahkemesi verdiyse 2. İcra Mahkemesine); tek icra mahkemesi varsa Asliye Ceza Mahkemesine başvurmanız gerekir. İTİRAZ ÜZERİNE VERİLECEK OLAN BU KARAR KESİNDİR. Yani bundan başka üst yargı yolu (istinaf veya temyiz gibi) mümkün değildir. Onun için mahkeme kararı aleyhinize ise bu süreyi kesinlikle kaçırmayın.

    Şimdi de taahhüt nedir, nasıl ve nerede yapılır konularını açıp, ertesinde de konuyu irdelemek istiyorum.
    Herhangi bir borçlu haciz işlemlerine maruz kalıp komşularının/akrabalarının gözünden düşmemek için alacaklı ile borcunun TAKSİTLER HALİNDE ödeyeceğini TAAHHÜT etmekte ve böylece borç taksitlere bölünerek alacaklıya ödenmektedir. Bu sayede borçlu borcundan kurtulmakta alacaklı da -taksitle de olsa- alacağına kavuşa bilmektedir. Yani taahhüt işlemi borçlunun iradesiyle isteyerek imzaladığı bir sözleşme kabilinden sayılabilirse de; bunun altında manevi baskıların da olduğu tartışma götürmez bir husustur.

    İİKda taahhüdü 111. maddede düzenlemiş olup;
    “Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur.(İCRA İŞLEMLERİNİN DURDUĞU AÇIKÇA BELİRTİLMİŞTİR.)

    Şu kadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır. (BURADA TAKSİT SÖZLEŞMESİNİN ŞARTLARI DÜZENLENMİŞTİR)

    Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması halinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. (BURADA TAŞINIR/TAŞINMAZ SATIŞLARI İÇİN ÖNGÖRÜLEN ZORUNLU SÜRENİN DURACAĞI DÜZENLENMİŞTİR. ALACAKLI LEHİNE BİR DÜZENLEMEDİR.)

    Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder.” hükmüne amirdir.

    Bu taahhüdün yapılmasının ertesinde icra işlemleri kendiliğinden durur. Fakat uygulamada çoğu alacaklı icra işlemlerine devam etmekte, borçlu ise hem kanun maddesini bilmediğinden, hem borçlu olmanın vermiş olduğu elemden bu hususa itiraz etmemektedir. İcra işlemleri de devam edince borçlunun ödemede güçlüğe düştüğü de defaatle görülmüş bir husustur. Yani alacaklı kötü niyetle hareket ederek ortada bir taahhüt olmasına rağmen yapamaması gereken icrai işlemleri yapmaya devam etmektedir.

    Taahhüdün verilmesi sayesinde alacaklı artık borçlunun borçlarını zamanında ödeyeceğini bilmektedir. Taahhüdün verilmesi iki anda da olabilmektedir. 1. Hacizden önce 2. Hacizden sonra. Aslında hacizden önce kanunda düzenlenmemiştir; fakat biz 78/II ve 340. maddeler ile bu yorumu yapabilmekteyiz. Kaldı ki bu şekilde de uygulamalar mevcuttur.

    Bu taksitle ödeme taahhüdü MUTLAK SURETTE İCRA DAİRESİNDE/İCRA MÜDÜRÜ HUZURUNDA yapılmalıdır. Fakat, haciz esnasında tutanak altına alınan ve yine borçlu, alacaklı, icra müdürü imzası ile de taahhüt işlemi yapılabilir. Bahsedilen bu yöntem taahhüt işleminin şekil şartıdır. Bu şekilde yapılmayan sözleşmeler kesinlikle geçersizdir.

    BORÇLULARIN EN ÇOK DİKKAT EDECEKLERİ VE BELKİ DE ONLARI HAPİSTEN KURTARACAK EN ÖNEMLİ DETAY DA BURADADIR.


     
    Son düzenleme: 14 Ocak 2016

Bu Sayfayı Paylaş